Nisan 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nisan 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TOBB yönetiminde TÜSİAD izi olacak mı?

Bu yıl Türkiye’nin şansı seçimlerden yana çok açık. Önce oda ve borsalarda yeni meclis ve yönetim kurulu başkanları belirlendi, ardından yerel seçimler derken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), 2 mayısta seçimli genel kurul yapacak. TOBB’un 64. Genel Kurulu’nda mevcut Başkan Rifat Hisarcıklıoğlu rakipsiz olarak seçime gidiyor. 1.5 milyona yaklaşan üyesiyle Türkiye’de işadamlarının en büyük sivil toplum örgütlenmesi olan TOBB, dört yıllığına göreve gelecek yönetim kurulunu belirleyecek. Başkanlık koltuğunda da son dakika sürprizi çıkmazsa yine Hisarcıklıoğlu oturacak.

Kriz birinci gündem maddesi


2006’daki genel kurulda Hisarcıklıoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Başkanı Deniz Baykal ile o dönem DYP Başkanı olan Mehmet Ağar’ı elele tutuşturarak, birlik beraberlik mesajı vermişti. Hatta, kürsüdeki bu şov o günlerde ‘Hisarcıklıoğlu siyasete mi hazırlanıyor’ sorularını da akıllara getirmişti. Hisarcıklıoğlu, yasalara göre son kez seçilecek, dört yıl sonra siyasete girip girmeyeceği ile ilgili şimdiden fikir yürütmek zor. Ancak, 2006’dan bu yana çok şey değişti, Ergenekon, yerel seçimler, Kürt, Alevi, Ermeni açılımları ve en önemlisi global kriz derken gündem her zamankinden daha da ağırlaştı. Bu genel kurulda Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye’de en çok tartışma yaratan konuların yanı sıra, esas olarak ekonomik kriz ve bundan sonra yapılması gerekenlere odaklanması bekleniyor. Türkiye’nin iş dünyasının en geniş şekilde temsil edildiği TOBB genel kurulunda bu kez verilecek mesajlar gerçekten önemli. İş dünyasının sesi, eleştirileri, istekleri burada dile getirilecek.


Beş isim bu kez yönetimde yok


Gelelim TOBB’un yeni yönetim kuruluna. Bu genel kurulda beş kişi İbrahim Çağlar, Tamer Taşkın, Fethi Coşkuntuncel, Kemal Özgen, Ahmet Şekeroğlu yönetime veda edecek. İTO’da Murat Yalçıntaş ile girdiği başkanlık yarışını kaybeden Çağlar, İTO’ya Meclis Başkanı oldu ama TOBB delegesi olamadı. TOBB delegesi olmadığı için yönetime girme şansı yok. Antalya’da seçimi kaybeden Kemal Özgen de, TOBB delegesi olamadı. Seçimi kazanamayan bir diğer isim de Adana Ticaret Borsası’ndan Fethi Coşkuntuncel. Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Tamer Taşkın da, bu görevden çekildiği için yeni yönetimde yer almayacak.


TOBB TÜRKONFED yakınlaşması


TOBB’da yönetimi oluşturmak ince hesaplar gerekiyor. Zira hem denge kurmak, hem de her bölgeyi temsil ediyor olmak gerekiyor. Seçime tek listeyle gitmesi beklenen Hisarcıklıoğlu’nun listesinde yeni isimler yer alacak. TOBB, kadınların oda ve borsa seçimlerinde aktif rol alması için epey emek sarf etti. Bu yönetimde Hisarcıklıoğlu’nun kadın üyeye yer verebileceği, yönetim kuruluna girebilecek en yakın adayın da İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli’nin olduğu belirtiliyor.

Ancak, esas merak edilen konu, Hisarcıklıoğlu’nun yönetimi oluştururken, seçimini hükümete yakınlığı ile bilinen MÜSİAD, ASKON, TUSKON gibi iş dünyası örgütlerinin üyelerine yer verip vermeyeceği. Bu örgütler oda ve borsa seçimlerinde de gündeme gelmişti. Kulislerde, Hisarcıklıoğlu’nun bu örgütlere daha mesafeli durduğu belirtiliyor. TÜSİAD’dan yana tavır koyması beklenen Hisarcıklıoğlu’nun TÜSİAD’ın öncülüğünde kurulan ve dokuz federasyon ve 10 bine yakın üyeli TÜRKONFED üyelerine yönetimde daha çok yer vereceği de konuşulanlar arasında. Geçtiğimiz aylarda Hisarcıklıoğlu ile TÜRKONFED Başkanı Celal Beysel arasında ortak sinerji ve diyalog amaçlı bir yakınlaşma olmuştu. Hatta Hisarcıklıoğlu, Beysel’in daveti üzerine pazartesi günü Mardin’de yapılacak TÜRKONFED Başkanlar Konseyi toplantısına katılacak.

TOBB yönetiminde daha muhafazakar ve hükümete yakın örgütlerin üyelerinin yer almaması halinde, bu geleceğin siyasi gelişmeleriyle ilgili ipuçları verecek.

* * *
Doğuş, Park Hyatt’ta aradığını bulamadı
İstanbul’un en önemli simgelerinden biri olan Maçka Palas, geçen yıl kasımda Doğuş Grubu tarafından otele dönüştürülerek, Park Hyatt İstanbul Maçka Palas adıyla açıldı. Yaklaşık 55 milyon dolar para harcanan otelde işler pek iyi gitmiyormuş. Otelin aylık ortalama doluluk oranı yüzde 22’ymiş. ABD Başkanı Barack Obama ziyaretinin ve Medeniyetler İttifakı toplantısının yapıldığı hafta otelin dolulukta ancak yüzde 55’i yakalayabilmiş. Bu durum, Doğuş Holding’in patronu Ferit Şahenk’in de canını sıkmış. Lüks marina sektöründe de büyüyen Doğuş Holding, bir aralar Amerikalı Island Global Yatching şirketiyle ortaklık görüşmelerinde bulunmuştu. Küresel krizle birlikte şu anda bu görüşmeler de askıya alınmış. Ancak, marina yatırımları devam ediyor. Şu anda Doğuş Holding, yap-işlet-devret modeliyle yapacağı altı marinanın yatırımlarını sürdürüyor. D-Marin Turgutreis, D-Marin Didim’den sonra D-Marin Dalaman yatırımına başlamak üzere olan Doğuş Holding, şu anda bürokrasiyle ilgili bazı sorunlarını çözmeye çalışıyormuş.

Yalçıntaş önerdi İstanbul 2010’a MÜSİAD’lı başkan geldi

Hükümet, 29 Mart yerel seçimleri nedeniyle pek fazla ilgilenemediği İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile ilgili olarak bu hafta art arda önemli kararlar aldı.

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın iki aydır boş duran Yürütme Kurulu Başkanlığı koltuğuna İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç atandı. Avdagiç, İstanbul 2010 AKB Koordinasyon Kurulu Başkanı Hayati Yazıcı tarafından bu göreve getirildi. Daha önce bu görevde bulunan Nuri Çolakoğlu ve üç yürütme kurulu üyesi, Hayati Yazıcı’nın Genel Sekreterliğe atadığı Eyüp Özgüç ile yaşanan birtakım sorunlar nedeniyle iki ay kadar önce istifa etmişti. İstifaların ardından pek çok iddianın medyada yer almasına rağmen görevden alınmayan Özgüç, en sonunda pazartesi akşamı görevden alındı. İstanbul 2010 sürecinde fazlasıyla ön plana çıkan Özgüç’ün yerine de kısa sürede yeni bir genel sekreter atanması bekleniyor.


Satıcı ismi rahatsızlık yarattı


Geçen hafta, yürütme kurulu başkanlığı için yerel seçimlerde AKP’den Bakırköy’de aday olan Oğuz Satıcı ile Kadıköy’den aday olan Sinan Genim’in isimleri kulislerde konuşuldu. Uzun yıllar Türkiye İhracatçılar Meclisi başkanlığı yaptıktan sonra siyasete atılan Satıcı’nın bu koltuğa oturmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Hatta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girdiği, “Bakırköy’de çok iyi performans gösterdin, seni buraya düşünüyoruz” dediği konuşuldu. Ancak, hem İstanbul 2010 danışma kurulu üyelerinde ortaya çıkan rahatsızlık, hem de medyada yer alan haberler nedeniyle hükümetin bu isimden geri adım attığı belirtiliyor.


Avdagiç’i Murat Yalçıntaş önerdi


Avdagiç ismi aslında bu görev için sürpriz değil. Avdagiç, Çolakoğlu’nun başkanlığı döneminde İstanbul 2010’un İTO’yu temsil eden yürütme kurulu üyesiydi. Şubatta yapılan oda seçimleri öncesinde Avdagiç, bu görevinden istifa etti. Murat Yalçıntaş’ın 2005’te İTO’ya başkan olduğu dönemde yönetim kurulu üyesi olan Avdagiç, şubatta yapılan oda seçimlerinde yine Yalçıntaş’ın listesinde yer alarak, bu kez İTO’da başkan yardımcısı oldu.

Ardından Avdagiç, 14 nisanda tekrar İstanbul 2010’un yürütme kurulu üyeliğine getirildi. Uzun bir süredir İstanbul 2010’un kültür, sanat, mimari yerine sürekli tartışmalarla anılmasından rahatsız olan hükümete, Yalçıntaş tarafından Avdagiç ismi önerildi, tavsiye kabul gördü. Yalçıntaş gittikçe daralan sürece önemli bir katkı sağlamış oldu. MÜSİAD’ın kurucu üyeleri arasında da yer alan Avdagiç’in otomotiv yan sanayi işleri yapan bir aile şirketi var.


Siyasi otorite teklif etti, kabul ettim


Konuyla ilgili olarak konuştuğumuz Şekib Avdagiç, İstanbul 2010’la ilgili olarak Avrupa Birliği’ne taahhüt edilen projeler olduğunu, bir yol haritası bulunduğunu, bundan sapma olmayacağını dile getirerek, “Bazı projelerin çıkarılması, bazı projelerin de eklenmesi gündemde olabilir. Ama, rotamızda proje odaklı olarak ilerleyeceğiz. Bugüne kadar aslında projelerin gündeme gelmesi gerekirken çok daha başka şeyler gündeme geldi, bazı ilişkiler ön plana çıktı. Daha evvel yaşadığımız enerji kayıplarını telafi ederek yola devam edeceğiz” dedi. Avdagiç, 22 nisanda Brüksel’de Avrupa Kültür Başkenti projelerindeki ilerlemelerle ilgili mutat bir toplantı yapılacağını belirterek, projelerle ilgili ilerlemelerin anlatılacağını kaydetti. Başkanlığının gündeme nasıl geldiği ile ilgili yorum yapmaktan kaçınan Avdagiç, “Değer verdiğim siyasi otorite bana bir görev teklifinde bulundu, bende bunu kabul ettim” dedi.

Bu alanda deneyimi olması, konuları bilmesi ve fikir alışverişine açık olması nedeniyle Avdagiç’in seçilmesi danışma kurulu üyeleri arasında memnuniyet yaratmış. Herkes için hayırlı olsun...

AKP’nin ‘kaybedenleri’ 2010 sahnesinde

Yaklaşık bir buçuk ay önce İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın yürütme kurulu başkanlığını yürüten Nuri Çolakoğlu ve üç üye istifa etti, istifaların ardından pek çok söylenti çıktı, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın atadığı Genel Sekreter Eyüp Özgüç ile anlaşamadıkları iddiaları konuşuldu, “AKP bu işi beceremedi” eleştirileri aldı başını gitti. AKP’nin artık yerel seçim telaşı da bittiğinden, sıra geldi İstanbul 2010’un istifa eden üyelerinin yerine yenilerini seçmeye.

Bir buçuk aydır boş duran koltuk için bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın devreye girdiği, İstanbul 2010’la ilgili fazlasıyla şaibe dolaştığı için “üzerinde asla tartışma yaratılmayacak ve bu işi layıkıyla yapacak bir isim” seçilmesi yönünde talimat verdiği kaydediliyor.

İstanbul 2010’da başkanlık için adı geçen isimler, 29 Mart seçimlerinde aday gösterildikleri yerlerden seçilemeyen, hatta aday bile gösterilmeyenler. Bunlardan biri, uzun yıllar Türkiye İhracatçılar Meclisi başkanlığı yaptıktan sonra siyasete atılarak, AKP’den Bakırköy Belediye Başkan adayı olan Oğuz Satıcı. Satıcı’nın adı şimdi Avrupa Kültür Başkenti 2010 Yürütme Kurulu Başkanlığı için geçiyor.

Sinan Genim’in adı geçiyor


Ancak, Oğuz Satıcı kulislerde dolaşan tek isim değil. Diğer isim yine CHP’nin kalelerinden Kadıköy’de AKP’den adaylığını koyan mimar Sinan Genim. Restorasyon projeleriyle tanınan Genim, halen İstanbul 2010’un Danışma Kurulu Üyesi.

Belediyesi kapanan Er de listede


Üçüncü isim ise Eminönü Belediye’sinin son Başkanı Nevzat Er. İstanbul’un hem tarihî, hem turistik hem de ticari en önemli merkezlerinden Eminönü’nde, normalde 30 bin civarında olan nüfus gündüz 1 milyona çıkıyor. Devletin 30 bin nüfusu baz alarak belediyeye verdiği parayla 1 milyon kişiye hizmet vermesinin imkansız olmasının savunan Er, ilçenin Fatih’e katılmasını sağlamış, bunda da başarılı olmuştu. Ancak, Nevzat Er 29 Mart seçimlerinde partisi AKP tarafından Fatih ilçesinde aday gösterilmedi, parti tavrını mevcut başkan Mustafa Demir’den yana koydu. Belediyesini kendi isteği ile kapattıran Nevzat Er de, halen İstanbul 2010’un Danışma Kurulu Üyesi.

Yürütme Kurulu’nun yeni üyeleri, Danışma Kurulu sivil toplum temsilcileri ve diğer üyeler arasından Danışma Kurulu tarafından yapılacak seçimle belirlenecek. Bu isimlerin bir hafta 10 gün içinde belli olacağı belirtiliyor. Yürütme Kurulu Başkanı ise dokuz kişiden oluşacak yeni yürütme kurulu üyeleri arasında Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenecek.

* * *

Can Akın Çağlar’a işadamlarından sitem
Dünyanın 80 ülkesinden 1500 Türk işadamı Dünya Türk Girişimciler Kurultayı’nda biraraya geldi. Krizi fırsata çevirmek ve dünyadaki Türk işadamlarının birlikte dünyanın en etkin diasporalarından birini oluşturması çağrısı yapıldı. Kurultay’da Türkiye’deki ve dünyadaki işadamları birbirleriyle görüşme imkânı da buldu.

Bir süre önce Ziraat Bankası Yunanistan’ın Gümülcine ve Atina kentlerinde şube açmıştı. Kurultay sırasında Ziraat Bankası Genel Müdürü Can Akın Çağlar’la biraraya gelen Yunanistan’da iş yapan Türk işadamları, Çağlar’a sitem etmiş. İşadamları “Ziraat’ten kredi alamıyoruz” diye şikâyette bulunmuş. Çağlar sitemler üzerine, “Kredi vermiyoruz, mevduat topluyoruz. İki yıl beni idare edeceksiniz, ondan sonra biz de size destek olacağız” demiş. Yunanistan’da iş yapan işadamlarına duyurulur!

* * *

Star’ın eski patronu üniversite kuruyor

Star Gazetesi’ni 8 milyon dolara alarak Türk medyasında ikinci Asil Nadir dönemi başlatan Kıbrıslı işadamı Ali Özmen Safa da, kurultaya katılanlar arasındaydı. Star’daki hisselerini sattıktan sonra medya işini seven Safa, Kıbrıs’ta halen Star Kıbrıs ve Ada TV’nin sahibi. Türkiye’de şimdi KKTC’den haberler veren bir gazete projesi varmış.

KKTC ve İngiltere’de gayrimenkul yatırımları bulunan Safa’nın bu aralar asıl önceliği farklı bir alanda. Safa, Kıbrıs’ta yeni bir üniversite kurma çalışmaları yürütüyormuş. Adı British University in Cyprus olacakmış.

* * *

Dubai’de terk edilmiş 1000 lüks araç

Bir zamanların yıldızı en fazla parlayan bölgelerinden Dubai, şu günlerde küresel krizin etkileriyle boğuşuyor. Pek çok yabancı şirketin başlattığı gayrimenkul projesi yarım kalmış durumda, bu da şehre yarım kalmış hayalet binalarla dolu bir görüntü veriyor. Yabancı şirketler kapısına kilit vurunca, Dubai’de çalışan yabancılar işsiz kalmış, kiraladıkları evleri bırakıp gitmiş, giderken de kullandıkları lüks otomobilleri havaalanına terk etmiş. Kurultay’da sohbet ettiğimiz Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, havaalanında şu anda 3000 tane terk edilmiş otomobil bulunduğunu söyledi. Eren, “Ülkede iş yapan ABD’li, Rus, İngiliz şirketleri işleri bozulunca, ofislerini kapatmaya başladı. Çalışanlar da havaalanına kadar lüks arabalarıyla gelip, orada bırakmış” dedi. Havaalanı otoparkını tamamen dolduran araçlar sıkıntı yaratmaya başlayınca, araçların açık artırma ile satışa çıkarılmasına karar verilmiş.

Eren, Türkiye’de kriz dönemlerinde inşaat sektöründe bir silkelenme olduğunu ve sağlam olmayan şirketlerin sektörden elendiğini belirtiyor. Eren, “Bu dönemde mezarlık soyguncuları da ortaya çıkar. Zor durumdaki bir şirket bugüne kadar 200 milyon dolar harcamışsa, biri çıkıyor ‘20 milyon dolara bana sat’ diyor. Satmayınca, ‘bir hafta sonra 10 milyon dolar veririm şimdi sat’ diyor. Yok pahasına yarım kalmış projeleri almaya çalışanlar var” diyor.

THY’nin Kanada’ya ‘rötarlı’ uçuşu

Türk Hava Yolları, 1 haziranda Kanada’ya direkt uçuşa başlamayı planlıyor. Seferlerin başlamasına ilişkin görüşmeler tamamlandı, 13 martta Türk ve Kanadalı sivil havacılık otoriteleri ikili uçuş anlaşmasına imza attı. İki ülke arasında haftada üç gün yolcu ve kargo seferleri yapılacak. Son yıllarda filosunu giderek büyüten ve uçuş noktalarını artıran THY, Japonya, ABD gibi uzak ülkelere direkt uçuşlar gerçekleştirse de, Kanada’ya direkt uçuş yapmıyordu. Kanada’da 100 bin civarında Türk yaşıyor ve Türkler Türkiye’ye gelebilmek için büyük sıkıntı yaşıyor, saatler hatta günler süren seyahatler yapmak zorunda kalıyor. Direkt uçuş yapılması ve iki ülke arasında yıllardır imzalanmayan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması zaman zaman gündeme gelse de, ilişkiler Kanada Senatosu’nun Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmesiyle birlikte gerilimli bir döneme girdi.

Üç bakan gitmek istedi gidemedi


Bundan birkaç yıl önce Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Enerji Bakanı Hilmi Güler ve Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Kanada’ya farklı zamanlarda ziyarette bulunmak istemişler. Hatta Bakan Güler, nükleer santral işi için Kanadalı firmalarla görüşmek istemiş. Tüzmen de, Chicago yaptığı bir ziyaret sonrası, Toronto’ya geçmeyı planlamış. Ancak, o dönemki Kanada’daki Türk büyükelçisinden hep aynı yanıt gelmiş: “Gelmeniz uygun değil.” Dönemin büyükelçisi Kanada’nın Ermeni soykırımı tasarısını kabul ettiği gerekçesiyle, bakanların ziyaretlerini engellemiş ve sürüncemeye giren dönemin de başlangıcı olmuş. Hatta, 2007’de Kanada Dışişleri Türk Dışişlerinden randevu istemiş, ancak Türk tarafı randevu vermemiş. Böylece, Türkiye çok büyük avantajlar elde edeceği bir ülkeyle ilişkileri en aza indirerek, fırsatları da kaçırmış oldu.


Unakıtan devreye girdi


Daha sonra Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın “soykırım tasarısını kabul eden başka ülkelerde var, oralara uçuş yapılıyor, ilişkiler yürüyor, bunu çözün” demesi üzerine, hem çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının imzalanması hem de direkt uçuşlara başlanmasıyla ilgili çalışmalar start aldı. Unakıtan’ın talimatından sonra geçen yıl, Maliye Bakanlığı bürokratları anlaşmayı hazırlayarak, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdi.

Şimdi iki bakanlık da çifte vergilendirmenin önlenmesiyle ilgili gerekli düzenlemeyi kendi bakanlıklarının yapacağını söylüyormuş, orada bir karışıklık var. Air Canada’nın Türkiye’ye uçuş yapmak gibi bir planı şimdilik yok. Sadece THY uçacak. Ancak, 1 haziranda başlaması planlanan uçuşlar için, henüz biletler satışa çıkmadı.


Air Canada da THY’yi engelledi


Kanada’ya direkt uçuş yapılamamasının diğer bir neden de, Air Canada’nın THY’nin Kanada’ya uzun yıllar direkt uçmasına engel olması. Türkiye ya da Ortadoğu ülkelerine gelecek yolcuların büyük bir kısmı Air Canada ile Frankfurt’a geliyor, oradan da diğer havayollarıyla gideceği yere gidiyordu. Air Canada’nın Avrupa yolcularının önemli bir kısmını Türkiye ve Ortadoğu’ya gitmek isteyenler oluşturuyor. Bu pazarı kaybetmek istemeyen Air Canada, tamamen ticari kaygılarla hükümetleri üzerinde ciddi baskı oluşturarak, THY’nin Kanada’ya girmesini engelledi. Şimdi, sorunların büyük kısmı çözülmüş gibi görünüyor.

Ticaret hacmi 2 milyar dolar


Geçen yıla kadar belli bir seviyede ilerleyen iki ülke arasında ticaret hacmi ise 2008’de 2 milyar dolara ulaştı. 33 milyon nüfusu olan Kanada’nın yıllık ithalatı 360 milyar dolar, ihracatı ise 470 milyar dolar. İki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için büyük potansiyel var. Kanada, yılda 10 milyar dolarlık taze sebze meyve ithal ediyor, Türkiye’nin Kanada’ya taze sebze meyve ihracatı ise sadece 37 bin dolar. Eğer ilişkiler iyi yönetilseydi, bunun rahatlıkla 1 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor.

2008’e kadar Türkiye’ye yatırım yapmış Kanadalı firma sayısı 100. Yine, bu birkaç yıllık süre kaybedilmemiş olsaydı, bu rakamın 500’ü yakalayacağı ve bunların en az 150’sinin de gıda firması olacağı kaydediliyor.

Türkiye’ye her yıl gelen Kanadalı turist sayısı ise 2004’te 60 binken, 2008’de 150 bine çıkmış. Direkt uçuş yapılabilseydi, bu rakamın da 300 bin civarında olacağı söyleniyor. Kişi başına milli gelirin 45 bin dolar olduğu Kanadalılar uzun tatil programları yapıyor ve kişi başı en az 10 bin dolar harcıyor.

Ermeni soykırımı ile meselelerinin çok gündemde olduğu, Türkiye ile Ermenistan arasında ısınma turlarının başladığı bir dönemde, hele hele Bakan Cemil Çiçek’in DTP ve Ermenilerle ilgili büyük tepki toplayan sözleri söylediği bir zamanda bu girişim önemli bir adım olarak nitelendirilebilir.