Mart 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mart 2009 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ethem Sancak, Fettah Tamince ve Star gazetesi

Türkiye kamuoyunun çeşitli vesilelerle sık sık adını duyduğu ve birkaç yıl önce medya sektörüne el atan Sancak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, bilindiği gibi Star gazetesinin ve Kanal 24’ün patronu.

Sektörde, uzun zamandır Sancak’ın medya alanındaki faaliyetlerini daha fazla sürdürmek istemediği, medya şirketlerini satmak istediği yönünde rivayetler dolaşıyor. Öyle olunca da, Sancak’a ait Star gazetesini ve Kanal 24’ü almak istediği iddia edilen çeşitli isimler ortaya atılıyor. Bu isimlerden bir tanesi Bugün gazetesinin ve Kanaltürk’ün patronu Akın İpek. Ancak, Akın İpek, şu aralar Star’la ilgilenmiyor. Buna rağmen medyadaki atılımlarını sürdürüyor. İpek’in son yatırımının yeni bir TV kanalı olduğu, bunun da haber ağırlıklı faaliyet göstereceği biliniyor.

Başında Bugün gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Selahattin Sadıkoğlu’nun bulunduğu altyapısı tamamlanan ve test yayınlarına başlayan haber kanalının isminin de ‘Bugün Haber TV’ olacağı konuşuluyor.

Aslında, kulislerde Akın İpek’in, Star gazetesinden çok Vatan gazetesiyle ilgilendiği söylentileri dolaşıyor.

Son günlerde adı Star gazetesinin etrafında dolaşan işadamlarının arasına Rixos Otelleri’nin patronu Fettah Tamince de katıldı. Hatta iki tarafın resmî açıklamayı yapmak için seçim sonrasını beklediği öne sürüldü. Bir toplantı sırasında kendisine bu yönde soru yönelten gazetecilere ise Tamince’nin, böyle bir konuyu doğrulayan ya da yalanlayan hiç bir şey söylemediği, diğer bir ifadeyle gazetecilerin kafasında soru işareti yarattığı belirtiliyor.


Star
ve Kanal 24’le ilgili bu kadar çok iddia ve rivayet ortada dolaşırken, biz de konunun esas muhatabına soralım dedik. Ve Ethem Sancak’ı aradık...

Sancak, Tamince’nin arkadaşı olduğunu zaman zaman da görüştüklerini ancak bunun içeriğinin herhangi bir ortaklık olmadığını söyledi.

Ethem Sancak, konuyla ilgili sorumuz üzerine de, “Böyle bir şey yok, bunları birileri uyduruyor. Bunlar tamamen palavra” dedi.

“Peki, Tamince ile ortaklık yok, başkalarıyla var mı,” sorumuza ise Sancak, “Şimdi bunlar ticari sırlara giriyor, bunları anlatırsam sır olmaktan çıkar. Bu konuyla ilgili size vereceğim bir haber yok” yanıtını verdi. Basın dedikodularına ilgisi olanlara ve internet sitelerine duyurulur...

* * *
Real ‘Fulya’ startı için Aşçıoğlu’nu bekliyor
Beşiktaş Spor Kulübü’nün Fulya’da bir zamanlar idman sahası olarak kullandığı yerde, Aşçıoğlu İnşaat Selenium Twins isimli iki residence blokundan oluşan bir proje gerçekleştirdi. Başında Beşiktaş Kulübü’ne yılda 10-12 milyon dolar gelir sağlayacak şekilde planlanan projenin sosyal tesislerinde ise Alman Metro Group’a ait Real Hipermarket, Medical Center ve Acıbadem Hastanesi yer alıyor.

Yatırım maliyeti 200 milyon dolar olan projede Türkiye’nin önde gelen ailelerinin yanı sıra yabancı şirket yöneticilerinin de buradan konut aldığı haberleri bir ara sıkça basında yer aldı.

Projede, Mesut Yılmaz’la Tansu Çiller’in komşu olacağı, Mehmet Kutmak, Şenol Güneş, Şenes Erzik ve hatta Rahmi Koç’un bile ev aldığı bizzat Aşçıoğlu İnşaat’ın sahibi Yaşar Aşçıoğlu tarafından açıklandı.

Ancak, proje çeşitli sebepler nedeniyle bir türlü taahhüt edilen zamanda teslim edilemiyor. Bu da hem evlerini teslim alamayan ev sahiplerini hem de buradaki ticari alanları kiralayanları zor duruma sokuyor.

Residence katları henüz boş. Bu sıkıntıyı yaşayanlardan biri de Real. Türkiye’deki prestij projesi olarak nitelendirdikleri ve hassas davrandıkları Fulya mağazasını Real, nisan ayında açmayı planlıyormuş. Hatta ilk planlanan açılış tarihi ise Aralık 2008’miş. Hipermarket inşaatını da Aşçıoğlu yaptığı için henüz mağazayı teslim alamayan Real, açılış tarihini hazirana atmış.

Sürenin eylüle bile sarkması durumu var çünkü, inşaatı teslim aldıktan sonra Real’in kendi hazırlıklarını yapması için belli bir süreye ihtiyacı var. Real’e ayrılan bölüm 16 bin metrekare.


Del Bosque’nin parası bu projeden gelmiş


Bu arada, bir iddia da Beşiktaş Kulübü’nün bir ara davalı olduğu eski teknik direktörlerinden Vincente Del Bosque’ye ödenen sekiz milyon avroluk ödeme ile ilgili. 2004-2005 sezonunda takımı yarım sezon çalıştırdıktan sonra gönderilen Del Bosque, kulübe bir servete mal olmuş, Del Bosque’nin açtığı dava ile FIFA Beşiktaş’ın alacağına tedbir koydurmuş, Beşiktaş da Şampiyonlar Ligi’nde hak ettiği üç milyon avroluk avansı alamaz hale gelmişti. Bu noktada, imdada Selenium projesi yetişti. İddiaya göre BJK, Selenium projesinden gelecek parayı süresinden önce isteyip, buradan gelen parayla Del Bosque’ye gereken ödemeyi yapmış...

İş dünyası Obama randevusuna hazırlanıyor

Nisan ayında gözler birkaç günlüğüne her zamankinden daha fazla Türkiye’nin üzerinde odaklanacak. ABD Başkanı Barack Obama, nisan ayında G-20 zirvesi ve NATO toplantılarının ardından 5 nisan pazar akşamı Türkiye’ye gelecek, 6-7 nisanda Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulunacak. Obama’nın çantasındaki muhtemel dosyaların konu başlıkları bölgesel güvenlik, Ermeni soykırımı, Irak, Ortadoğu, Kıbrıs ve ekonomik ilişkiler olacak. Obama’nın Ankara’daki yoğun siyasi gündemin ardından İstanbul’da da temaslarda da bulunması ve Medeniyetler İttifakı toplantısına katılması bekleniyor. Bir diğer beklenti de, Obama’nın buradan Müslüman dünyaya yönelik bir konuşma yapacak olması...

Siyasi gündem epeyce yoğun, gelelim iş dünyası ayağına... ABD’nin Türkiye’deki en üst düzey makamları Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’nden (American Business Forum in Turkey-ABFT) Obama için etkinlik önerileri istemiş. Dernekte birkaç çeşit senaryo hazırlayarak göndermiş. Güvenlik nedeniyle şu anda net bir şey yok. Ancak, iş dünyasının yoğun şekilde Obama ile bir öğlen ya da akşam yemeğinde bir araya gelme isteği var. Şu anda ABD’den gelen bir ekip geçen cumadan bu yana Obama’nın geçmesi muhtemel her noktada çalışma yapıyormuş.


Dernekte dev şirketler var


2004’te kurulan ve Türkiye’deki sadece 61 ABD’li şirketin üye olduğu ABFT, Türkiye ile ABD iş dünyası arasında ilişkileri güçlendirmeye yönelik çalışma ve reformları destekliyor. Derneğe, gelenek olarak Türkiye’deki ABD Büyükelçisi onursal başkanlık yapıyor. Kuruluşundan kısa süre sonra ABFT’ye ABD Ticaret Odası iştiraki olma hakkı tanınmış. Derneğin üyeleri arasında Oracle, Fedex, American Express, Pfizer, Citibank, Ritz Carlton, Johnson&Johnson, P&D, UPS, Coca-Cola, Goodyear, GAP International gibi şirketler üye.

ABD’nin küresel krizden derinden etkilendiği, dev bankaların battığı bir dönemde Türkiye ABD ikili ticareti de önem kazanıyor. ABD’de tepki çektiği için fazla dillendirilmeyen ancak planlanan korumacılığın hayata geçmesi halinde Türk şirketlerinin ABD pazarına ticareti zorlaşacak, ABD’den Türkiye’ye gelecek yatırımların da etkilenmesi söz konusu. Eğer iş dünyası ile Obama’nın planlanan buluşması gerçekleşirse, burada ‘Türkiye’de ABD şirketleri için çok fırsat var’ mesajı verilecek. ABFT’nin yaptırdığı bir araştırmaya göre, şu ana kadar Türkiye’ye yatırım yapan ABD firmalarının yüzde 75’i yaptığı yatırımdan memnun.


En kritik konu Ermeni soykırımı


Obama’nın ziyareti sırasındaki en kritik ve en hassas konuların başında Ermeni soykırımı meselesi geliyor. Obama’nın Türkiye ziyareti, seçim kampanyasında 1915 olaylarının soykırım olarak kabul edileceği sözünü vermesi açısından da önemli. Bu ziyarette, daha önce verilmiş olan bu sözün, Türkiye-ABD ilişkileri açısından nasıl yönetileceğini ve nasıl bir diplomatik dil kullanılacağını birlikte göreceğiz.

Türkiye ve Ermenistan’ın geçmişleriyle yüzleşmelerine, iki toplum arasında geçmişe yönelik açık ve dürüst bir diyalog yaratılmasına ABD’nin nasıl yardımcı olacağı konusuna odaklanılacağı belirtiliyor. Türkiye’de ABD Ticaret Odası olarak görev yapan ABFT’nin Başkanı Galip Sukaya ile Ermenistan’daki ABD Ticaret Odası Başkanı David Atanessian, iki ay önce ikili ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir anlaşma imzalamıştı. İki başkan yaptıkları açıklamada, Ermenistan ve Türkiye cumhurbaşkanlarının başlattığı olumlu girişimi desteklediklerini, bu çabaların devam etmesi yönünde fikir birliğinde olduklarını ve ekonomik işbirliğinin artmasın yönünde çalışacaklarını belirtmişlerdi.

Türkiye seçim telaşında... Muhtemeldir ki Türkiye, Obama’nın burada olduğu tarihlerde de sandıktan ne çıktığı ile ilgileniyor olacak... Umalım da öyle olmasın.

* * *

İstanbul 2010’da yeni üyeler seçimden sonraya kaldı
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın Yürütme Kurulu’nda istifa eden dört üyenin yerine yenileri yerel seçimden sonra nisan ayı başında atanacak. Yürütme Kurulunda bilindiği gibi İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odası’nın da birer temsilcisi yer alıyor. İTO ve İSO’da yapılan seçimler sonrasında oluşan yeni yönetim kurullarından İstanbul 2010 için birer üyenin de bu hafta belirlenmesi bekleniyor. Daha önce İSO’yu Nuri Tuna, İTO’yu Şekip Avdagiç temsil ediyordu, aynı isimlerin tekrar yürütme kurulunda yer alması muhtemel. İstanbul 2010’le ilgili bir diğer iddia da, istifalara neden olarak gösterilen Devlet Bakanı Hayati Yazıcı tarafından atanan Genel Sekreter Eyüp Özgüç’ün yerel seçimler sonrasında ajansla yollarını ayıracak olması.

* * *
Doğan Holding doğru bilgi akışı için sözcü atayacak
Doğan Yayın Holding’e, iştiraki Doğan TV Holding’in yüzde 25’ini Alman Axel Springer’e satmasından sonra bu satışın bildirimini zamanında yapmadığı gerekçesiyle Maliye yaklaşık 900 milyonluk liralık vergi cezası kesti. Ardından Doğan Yayın Holding, çeşitli şirketlerin marka değerlerini ve bazı gayrimenkulleri teminat gösterdi ancak bunlar kabul edilmeyince, 1 milyar 120 milyon lira değerinde aralarında Hürriyet ve Milliyet’in de bulunduğu medya şirketlerinin hisselerinin belirli kısmını teminat olarak gösterdi. Halkalı Vergi Dairesi bu teminatları ‘haciz tutanağı’ ile teslim aldı.

Tam bu noktada medyada çeşitli haberler yer aldı. Kimine göre bu işlem hacizdi, kimine göre ihtiyati tedbir, kimine göre de normal bir prosedür. Haberlerin birbirinden farklı olmasının birçok sebebi olabilir şüphesiz. Ancak bilinen bir gerçek var ki o da her iki taraftan da sağlıklı bilgi akışı olmadığı yönünde. Duyduğumuza göre, sağlıksız bilgi akışından rahatsız olan Doğan Grubu, kısa süre içinde bu konuda gelecek soruları yanıtlayacak, medya ile direkt görüşme yapacak bir ‘sözcü’ atamayı planlıyormuş...

Gıda firmaları TRT Şeş'e reklam verme hazırlığında

TRT Şeş'in 24 saat Kürtçe yayın yapmaya başlamasıyla birlikte, reklam sektörü de hareketlendi. İlk reklamverenlerin fazlasıyla konuşulacağı da kesin. TRT Şeş henüz reklam yayınlamıyor ama kanal anlaşmalar yapmaya başlamış bile. Medya satın alması yapan şirketler biraz ketum duruyor ancak bu konuda hazırlık yapan pek çok firma olduğunu duyuyoruz. Reklam hazırlığı içinde olan firmaların başında da hem yerli hem de yabancı gıda firmaları geliyor. İkinci sırada da GSM ve iletişim şirketlerinin gelebileceği tahmin ediliyor.

Başlangıçta markaların mevcut reklamlarının Kürtçe'ye çevrilmesi, ilerleyen zaman içinde TRT Şeş'e ve bölge insanına özel reklamların hazırlanacağı belirtiliyor. TRT Şeş'in rakiplerinin Kürtlere sadece siyasi içerikle seslendiği için TRT Şeş'in reklam açısından daha şanslı olduğu da ifade edilenler arasında.

Bu durum, şimdilik küçük de olsa reklam sektörüne yeni bir soluk, yeni bir heyecan da katmış durumda. Bu noktada reklam sektöründe yaşanacak bu değişim yeni bir iş alanı da yaratacak. Sektörde Kürtçe bilen insan insanlar istihdam edilmeye başlayacak, bu alanda Kürt gelenek göreneklerini adetlerini bilen insanlar çalışacak

Türkiye'de TV reklam pazarı 2.5 milyar dolarlık bir pazar ve bunun ancak yüzde 1'i yerel kanallara ayrılıyor. Firmaların yerel kanallara ayırdığı bütçeler son derece düşük. Çünkü sadece satış kampanyaları için yerel mecralar kullanılıyor, imaj çalışması için esas kullanılan mecra ulusal kanallar. Özellikle Diyarbakır ve çevresinde Kürtçe yayın yapan kanalların seyredilme oranı gayet yüksek. TRT Şeş yayına başlamadan önce yapılan bir araştırmada, uydudan yayın yapan Roj TV, en çok seyredilen ilk 10 içinde yer alıyormuş. TRT Şeş daha çok yeni olduğu için şu anda izlenme oranı ile ilgili bir data yok. Halihazırda Diyarbakır'daki Söz TV, Gün TV gibi mevcut yerel kanallara Vodafone, Turkcell, Ülker, Procter&Gamble gibi firmalar reklam veriyor. Ancak, reklamverenlerin Türkiye'yi sadece İstanbul'dan ibaret görmeyip, bu mecralara daha fazla ilgi göstermesi gerekiyor.

* * *
TOBB kampanyayı seçimden sonraya bıraktı

Cuma günü Başbakan Erdoğan, iç talebi artırmak, kredi artışını sağlamak ve maliyetleri aşağı çekmek için hükümetin uygulamaya koyacağı acil kriz önlemleri paketini açıkladı. Buna göre çeşitli KDV ve ÖTV indirimleri yapılacak, stoklar eritilecek ve ekonomi canlandırılacak.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği de, bir süredir iç tüketimin nasıl canlandırılacağı yönünde çalışmalar yürütüyor. TOBB'un tüketimi canlandırmayı hedefleyen kampanyası seçim sonrası start alacak.

Geçtiğimiz günlerde TOBB çatısı altında sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve medya kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ekonomideki durgunluğun nasıl aşılabileceği ile ilgili bir ortak akıl toplantısı yapılmıştı. Burada, dile getirilen düşünceler iç tüketimin canlandırılması ağırlıklı olmuştu. Geçen salı TOBB, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen, DİSK tekrar biraraya gelerek, kampanyanın ana hatlarını oluşturmuş. Kampanyanın sloganı üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Kampanya, şimdilik seçimle toz duman olan gündemde yeterince yer bulamayacağı için seçimlerden sonraya bırakılmış.


* * *

Eroğlu'nun cevabı AKP'nin kadına bakış açısını yansıtıyor

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, geçen hafta seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu Afyonkarahisar'da, bir grup kadının "İş istiyoruz sayın bakanım" sözlerine karşılık olarak alaylı bir cevap vererek, "Evdeki işler yetmiyor mu" diye karşılık verdi.

AKP'nin kadına bakış zihniyetini gayet net bir şekilde ortaya koyan bu cevap, açıkçası AKP'nin mangalda kül bırakmayan seçim propagandasına pek uymadı. Zira, AKP Kadın Kolları'nın gazetelere tam sayfa verdiği ilanlarda deniyor ki: "Yerel meclislerde 1650 kadın aday. Genel Başkanımızın fırsat eşitliği, temel haklar ve kadının siyasete katılımını artırmak konusundaki kararlılığı, teşkilatlarımızın tüm kademelerinin ortak çabasıyla 'kadının gücü' yerel yönetimlere taşınıyor." Belediye meclislerine gösterilen kadın aday sayısı yüksek görünebilir ancak AKP'nin belediye başkanlıkları için gösterdiği aday sayısı topu topu 18. AKP'nin resmi internet sitesinde AKP Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Fatma Şahin'in verdiği bilgiye göre, Yerel Yönetimler Siyaset Akademisi'ne 3000 kadın katıldı ve çok başarılı oldu. Siyaset Akademisi'ne katılan bu kadar çok kadının yüzde 10'u da mı aday gösterilemezdi? Kadının yerinin hala ev olduğunu düşünen, kadınlara üç çocuk doğurun diyen bir zihniyetin sadece18 aday gösteriyor olması, kadın adaylar üzerinden oy avcılığından başka birşey değil gibi duruyor.

‘Öldük, bittik deyince kimse tüketmiyor’

TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) çatısı altındaki oda ve borsalarda yönetim kurullarına ve meclis üyeliklerine seçilen kadınlar 8 Mart Kadınlar Günü vesilesiyle Ankara’da biraraya geldi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, burada işkadınlarına yönelik küresel kriz ve genel bir Türkiye ekonomisi değerlendirmesi yaptı. Hisarcıklıoğlu’nun burada vurguladığı birkaç nokta vardı. Ancak, bunlardan en önemlisi iç tüketimin canlandırılmasına yönelik olandı. Geçtiğimiz günlerde TOBB çatısı altında, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve medya kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ile ekonomideki durgunluğun nasıl aşılabileceği ile ilgili bir ortak akıl toplantısı yapılmıştı. Burada, dile getirilen düşünceler iç tüketimin canlandırılması ağırlıklı olmuştu. Toplantıda getirilen önerilerin değerlendirilip yeni bir toplantıda ele alınması kararlaştırılmıştı.
Hisarcıklıoğlu, İngiltere eski Başbakanı ve Dörtlü’nün (AB, ABD, Rusya ve BM) Ortadoğu Temsilcisi Tony Blair’in iki ay önce Türkiye’ye geldiğini ve TEPAV’da yapılan dört saatlik bir toplantıda kendisine krizi sorduğunda Blair’in, “Hayatım boyunca karşılaşmadığım bir kriz” dediğini belirtti. Orta Avrupa’da bir finans krizi çıkmasının ayrıca Çin ve Japonya’dan ikinci bir kriz dalgasının gelmesinin beklendiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Haritası çıkarılmamış topraklardan geçiyoruz. Krizin vahametini çok iyi anlamamız lazım. 2010’da her şeyin düzeleceğinin garantisi yok” dedi.

Türkiye’de büyüme rakamlarının dünyada kriz yokken bile 2007 ortalarından itibaren düşmeye başladığını kaydeden Hisarcıklıoğlu, “Sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı düşüyor. Protestolu senetlerde yüzde 45 artış var. 3 milyon kişi işsiz. Vergi tahsilatında düşüş var, bankaların verdiği kredi hacminde azalma var. İç tüketimi canlı tutarsak, krizden etkilenmemiz daha az sürecek. Üretim yapan sektörler ağırlıklı olarak içeriye satıyor. İçerdeki tüketimi artırırsak, hem zenginliğimizden bir şey kaybetmeyiz hem de sektörler ayakta kalabilir” dedi.


İşler iyi dersek herkes bize güler


Bugünlerde herkesin seçim sahasında olduğunu ve kimsenin yüzlerine bakmadığından şikâyet eden Hisarcıklıoğlu, “Seçimler bitince Türkiye’nin birinci gündem maddesi acilen ekonomi olmalı. Kriz geliyor, batıyoruz dersek bu toplumda herkes kaybeder. İşler iyi dersek herkes bize güler ama söylemlere de dikkat etmek lazım. Artık siyasi çekişmeler bitsin. Öldük bittik deyince kimse tüketmiyor. Ekonomi beklentileri yönetme sanatıdır. Bir paket beklentisi varsa hepsinin açıklanması lazım. Bir hafta birini bir hafta ötekini açıklayınca etkisi azalıyor” dedi.


Ön plana çıkın ama kavga etmeyin


Hisarcıklıoğlu konuşmasında kadınlarına birkaç da öneride bulundu: “Kendinizi fark ettirin, ön plana çıkın. Bir kadın girişimci bunu yaptı dedirtin. Hiçbir eksiğiniz yok, kendinize güvenin ama kavga da etmeyin. Bu ülke kavgalardan çok çekti. Kadın girişimcilerin daha fazla sistemde yer almasını istiyoruz ama bu kadınlar da başımıza nereden çıktı dedirtmeyin.”

* * *
Oda ve borsalardan kadın manzaraları
Toplantıda biraraya geldiğimiz iş kadınlarından oda seçimlerine dair perde arkası olaylar da duyduk. 365 oda ve borsada yapılan seçimler sonucunda 2005 seçimlerinde 51 kadın meclis üyeliklerine seçilirken, sayı bu seçimlerde 149’a çıktı. Özlem Yemişçi’nin Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olduğu seçimlerde Işınsu Kestelli de İzmir Ticaret Borsası Başkanı oldu. Daha önce tek kadın başkan olan Zuhal Akyüzlü tekrar Of Sanayi ve Ticaret Odası’nın Meclis Başkanı olurken, Tijen Aras da Selçuk Ticaret ve Sanayi Odası’nın Meclis Başkanı seçildi. Kadınlar seçilen bu kadın başkanların yanı sıra çok sayıda kadının da başkanlıkları birkaç oyla kaybettiğini söylüyor. Aksaray ve Kocaeli bu illerden bazıları. Doğu ve Güneydoğu’daki illerde hala feodal yapı sürüyor, bu illerde kadınlar çeşitli engellerle de karşılaşmış. Nitekim Malatya’da Meclis’e girmek isteyen kadın adaylar erkeklerin “Meclis’e kadın sokmayız” tepkisiyle karşılaşmış ve Meclis’e girememiş. Tunceli’de ise kadın aday çevre illerdeki işkadınlarından bile destek görmüş ama erkek aday fazla baskın çıkınca adaylıktan çekilmiş. AGİFED (Anadolulu Girişimci İşkadınları Dernekleri Federasyonu) Başkanı Nilüfer Baran da, odalardaki kadın sayısının artmasında Hisarcıklıoğlu’nun etkisinin çok büyük olduğunu belirterek, “Görebileceği her türlü tepkiye karşın yaptığı iş çok önemli, devrim niteliğinde” dedi.

Kadınlar iyi bir mayaydı, o maya tuttu

Yerel seçimlere az bir zaman kala siyasi partilerin kadın adayları yine azınlıkta kalsa da, iş dünyasında birinin inisiyatif alması için illa da bıyıklı olması gerekmediğine en iyi örnek oda ve borsa seçimleri sonrası ortaya çıkan tablo oldu. Türkiye’nin dört bir yanında yapılan oda ve borsa seçimlerinin ardından, TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) çatısı altındaki oda ve borsalarda 51 olan kadın Meclis üyesi sayısı üç kat artarak 149’a yükseldi.

TOBB çatısı altındaki oda ve borsalarda Meclis ve yönetim kurullarına seçilen kadınlar dün 8 Mart Kadınlar Günü’nü birlikte kutladı. Türkiye’de kadın girişimci sayısını artırmayı hedeflediklerini belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, kadınlara “Sizler bir mayaydınız, şimdi görüyoruz ki bu maya tuttu” dedi

İlk kez kadın oda başkanı

Üstelik artık Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası ile İzmir Ticaret Borsası’nını birer kadın başkanı var. Türkiye’de ilk kez bir oda ve bir borsa başkanlığına kadınlar gelmiş oldu.

Özlem Yemişçi, erkek egemen sanayi kenti Çorlu’da oda başkanlığı koltuğuna oturuken, Işınsu Kestelli de İzmir Ticaret Borsası’nını ilk kadın başkanı oldu. Işınsu Kestelli’nin yönetiminde ayrıca bir kadın üye daha var. 8 Mart Dünya Kadınlar günü vesilesiyle dün bu kadınlar Ankara’da bir araya geldi.

Kadın sayısı üç kat arttı

8 Mart vesilesiyle yapılan toplantıda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, hedeflerinin Türkiye’de kadın girişimcilerin sayısını erkek girişimcilerin sayısıyla eşit hale getirmek olduğu belirterek, şu anda 1 milyon 259 bin olan işveren sayısının yüzde 7’sinin yani 83 bininin kadın olduğuna dikkat çekti ve kadın girişimci sayısını da bu noktaya çekmek istediklerini söyledi.

Hisarcıklıoğlu, “29 Ekim 2007’de TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nu kurduk. 73 ilde kadın girşimciler kurullarının oluşum süreci tamamlandı. İllere verdiğimiz kotalar çerçevesinde 1275 kadın girişimci, il kadın girişimci kurullarına üyelik kaydı yaptırdı. Kadın girişimcilerin oda ve borsa seçimlerinde yer almasını kolaylaştıracak şekilde bilgilendirme yaptık ve bunun sonucunda bir devrim yaşandı. Rekor düzeyde kadın üye oda ve borsa seçimlerine ilgi gösterdi. Bir önceki seçimde 51 olan kadın Meclis üyesi sayısı üç kat artarak 149 oldu. İki odanın meclis başkanı ile bir oda ve bir borsanın yönetim kurulu başkanı da kadın üyelerden seçildi. Sizler bir mayaydınız, şimdi görüyoruz ki bu maya tuttu” dedi.

Rifat Bey’in verdiği bilgilere göre, ticaret ve sanayi odalarında kadın sayısı 22’den 68’e, ticaret odalarında 16’dan 46’ya, sanayi odalarında 3’ten 20’ye, deniz ticaret odalarında 2’den 5’e ve ticaret borsalarında 8’den 10’a yükseldi.

Şu anda meclislerine en fazla kadın üye sokan iki oda var. Eskişehir Ticaret Odası ve İstanbul Ticaret Odası’nda 6 kadın meclis üyesi bulunuyor.

Alaşehir Ticaret ve Sanayi Odası, İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası, Erdek Ticaret Odası, Marmaris Ticaret Odası ve Nazilli Ticaret Borsası’nda yönetim kurulu başkan yardımcıları da kadın.

Kadın istihdam oranı yüzde 25

Öte yandan, Türkiye'de kadının istihdamında hala sorun var. Türkiye’de kadın istihdam oranı yüzde 25. Bu demek ki, kadın istihdam potansiyelinin sadece dörtte biri değerlendiriliyor. Oysa ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) verilerine göre, 2007’de küresel ölçekte kadın istihdam oranı yüzde 49’du. AB’de ise bu rakam yüzde 56. Son verilere göre Türkiye’de 15.7 milyon erkek istihdamına karşı, kadın istihdamı ancak 5.6 milyon. Çalışabilir yaştaki 25.4 milyon kadının yaklaşık 20 milyonu işgücüne dahil değil. İstihdam edilen kadınların yüzde 44’ü de tarımda çalışıyor. Tarımdaki kadın istihdamınını yüzde 74’ü ise ücretsiz, aile işçisi statüsünde.

Yönetim Kadının Hakkıdır

Toplantıda bir konuşma yapan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur Bektaş da, ‘yönetim kadının da hakkıdır’ sözünü ‘yönetim kadının hakkıdır’ diye değiştirdiklerini ifade ederek, kadınların haklarının kullanımında ve fırsat eşitliğinde sorunlar yaşandığını dile getirdi. Kadın erkek eşitliğinin zenglinlik unusuru olarak görülmesi gerektiğini kaydeden Bektaş, kadınlara yönetim kadrolarında yer verilmesinin önemine değinerek, kadınlar için iş aile yaşamı uyumlaştırılmasının gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
* * *
Clinton’a Nemrud Dağı’nda zirve teklifi
ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Ankara ziyareti sırasında gazetelere yansıyan fotoğraflarda yer alan türbanı ve modern giyimiyle dikkat çeken TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Adıyaman Başkanı Hayriye Ersoy, Clinton’ı Adıyaman’a davet etti.

ABD Büyükelçiliği ile birlikte “Anadolu’nun Sultanları” adlı bir proje yürüttüklerini söyleyen Hayriye Ersoy, Adıyaman’ın tanınan ve çok sevilen isimlerinden biri. Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası eski başkanı Zafer Ersoy’un eşi olan Hayriye Ersoy, “Anadolu’nun Sultanları projesiyle 200 kadını eğittik. Ayrıca toplumlararası hoşgörüyü de vurguladık. ABD Büyükelçiliği de beni programa davet etti. Clinton’a Adıyaman’a özgü kök boyasıyla dokunmuş halı ve ilimizi tanıtan bir dosya hediye ettim. Ayrıca Ortadoğu sorunun çözümü için Tanrılar Dağı olarak bilinen Nemrud’ta bir zirve yapılmasını önerdim” dedi.

Clinton’la buluşmasının çok sıcak bir ortamda gerçekleştiğini belirten Ersoy, “Kendisine şu an yaşanan ekonomik ve sosyal sorunların bu kadar etkili olmasının nedeni kadınların yönetimde daha az yer alması olabilir mi, sizin kadınlar konusundaki çalışmalarınız ne olacak” diye sordum. Kendisi de ‘Çok güzel bir soru’ diyerek yanıtladı. Programda manken hanımın sorduğu tuhaf sorulardan sonra bu soruyu beğendi” dedi.

Ersoy, eşi ticaret odası meclis üyesi olduğu için bu yıl seçimlerde aday olmadığını da belirterek “Adıyaman küçük yer, etik bir durum olmazdı. Yine kadınlar fedakarlık yapıyor ancak gelecek dönem aday olacağım” dedi.

İstanbul kamu ve sivil inisiyatif anlaşmazlığı kurbanı

İstanbul 2010 Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu'nun dört üyesinin istifasının yarattığı depremin etkileri sürüyor. Yürütme Kurulu Başkanı Nuri Çolakoğlu ile Yürütme Kurulu Üyeleri Gürhan Ertür, Prof. Dr. İskender Pala ve Prof. Dr. Metin Sözen, istifalarıyla ilgili açıklama yaptı. Ardından İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, bu kişilerin kendi istekleriyle ayrıldıklarını ve bugüne kadar yaptıkları katkılar nedeniyle kendilerine teşekkür ettiklerini içeren bir açıklama gönderdi. Bunlar ne olup bittiğini açıklamadığı gibi kafalarda da pek çok soru işareti yarattı. İstifaların arkasında yaklaşık bir yıldır süren rahatsızlıklar var. Bunun temelinde de yürütme kurulu ile Genel Sekreter Eyüp Özgüç arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve kültür sanat projelerine bakış açısındaki farklılık yatıyor.

İlk kriz genel sekreterin atanması


2005'te Türkiye, 100 civarında proje ve dört yıllık hazırlık süreci için 120 milyon avro bütçeyle Avrupa Kültür Başkenti için AB'nin ilgili birimine başvuru yaptı. Türkiye'de erken seçimin araya girmesiyle yasa Aralık 2007'de çıktı, bu da İstanbul'un hazırlık sürecini iki yıla düşürdü. 2008 için 285 milyon TL'lik bütçe oluşturuldu. İşin icraası için dokuz kişilik yürütme kurulu belirlendi ve proje Başbakan Erdoğan tarafından Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'ya bağlandı. Bu arada, genel sekreter seçimini yasaya göre yürütme kurulu yapması gerekirken, atamayı Koordinasyon Kurulu yaptı. Böylece, ilk kriz burada yaşanmış oldu.


İlk imzayı Atilla Koç atmıştı


Koordinasyon Kurulu'nda ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Dışişleri Bakanı Ali Babacan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul 2010 AKB Danışma Kurulu Başkanı Hüsamettin Kavi ve istifa eden Nuri Çolakoğlu yer alıyordu. Bu arada, kültür başkenti olmaya hak kazanmış kentlerin hepsinde projenin kültür bakanlıkları ile belediyelere bağlı yürütüldüğünü hatırlatmakta fayda var. Hatta Türkiye'nin AKB için ilk başvuruyu yaptığı zaman metne imzasını atan da dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'tu.

Meselenin özüne tekrar dönersek, 2008 bütçesinin çıkarılmasının ardından ilk belirlenen projelerin çerçevesinde değişiklikler yaşanmış. Koordinasyon Kurulu aldığı bir kararla, bütçenin yüzde 70'inin İstanbul'un yenileme ve dönüşüm projelerine aktarılmasını kararlaştırmış. Bu da projeyi amacından saptıran ilk düzenleme olmuş. Bu arada, Koordinasyon Kurulu Genel Sekreter Özgüç'ü muhatap alırken, yürütme kurulu üyelerini dikkate almamaya başlamış. Böylece, yürütme kurulundaki kamu ile sivil insiyatif arasında anlaşmazlıklar gündeme gelmiş ve işler tam manasıyla kilitlenmiş.

2009 bütçesi 805 milyon TL olarak belirlenirken, bazı harcamalar da ciddi tartışma yaratmış. En fazla tartışılan projelerden biri, altı caminin yer halılarının Uşak halıları ile yenilenmesi işi. İstanbul'a ve Avrupa kültürüne Uşak halısının nasıl bir katkısı var bilemiyoruz ama projenin tanıtımına 10 milyon TL bütçe ayrılırken, Uşak halıları için 15 milyon TL ayrılması pek anlamlı olmasa gerek. İkincisi medyaya 'çakma festival' olarak yansıyan Boğaziçi Festivali. Festivalde, St. Petersburg Balesi ve Rusya Devlet Senfoni Orkestrası adıyla 'toplama sanatçıların' sahneye çıkarılması, AKB'nin başını ağrıttı. 'Sahne Senin İstanbul' kampanyasının 15 milyon TL'ye ihalesiz olarak Publics Yorum'a verilmesi de diğer bir mesele. AKB, daha önce ihalede birinci seçilen Klan'la çalışmaya başlamış, Özgüç'ün göreve gelmesiyle birlikte bu iş ihalede ikinci gelen Publics Yorum'a verilmiş.


İki hafta önce Günay devreye girdi


Koordinasyon Kurulu'nda yer alan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, istifaların gündeme gelmesiyle iki hafta önce devreye girmiş ve üyelere 'bekleyin' demiş. Günay, projenin sorunsuz ve hızlı ilerlemesini istiyor. Bu arada, üyelerin sıkıntıları da Bakan Yazıcı'ya iletilmiş ancak o tavrını Özgüç'ten yana koyunca istifalar da kaçınılmaz olmuş. Söylenenlere göre, yürütme kurulundaki diğer devlet tarafından atanmışlar da durumdan rahatsız. Hatta ilk istifanın 2008 ortalarında şu anda Elazığ Valisi olan Genel Sekreter Yardımcısı Muammer Erol'dan geldiği de belirtilenler arasında.


Yeni başkanı da Yazıcı atayacak


Biz okuduğunuz bu duyumları İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'na da ilettik, gelen yanıtta, "İstifa edenlerin bu yönde bir gerekçe sunmadığı, genel sekreterin yürütme kurulu tarafından belirlenen tüm faaliyetlerin programlanması ve yürütülmesinden sorumlu olduğu, yürütme kurulunun ise her türlü faaliyetin hayata geçirilmesi noktasında tek yetkili merci olduğu" belirtildi. İstifacılar ise yaptığı açıklamada, "karşılaştıkları olumsuzlukları gidermek için gayret gösterdiklerini fakat bazı engellere takıldıklarını" belirtmiş ancak detay vermemişti. Açıklamada, istifa edenlerin yerine en kısa sürede Danışma Kurulu tarafından yeni isimlerin belirleneceği, yürütme kurulu başkanının ise Koordinasyan Kurulu tarafından belirleneceği kaydedildi.

Şimdi, 2010'a çok kısa bir zaman kala yapacak çok iş var, süratle bu krizi çözmek düşüyor. Tabi, hükümetin bu işten ders çıkararak hızla yol alması ve İstanbul'a 2010'da yüz akı bir kültür başkenti yılı yaşatması gerekiyor.